Madrid: Uyarılar

Madrid.. İspanya’nın en güzel şehirlerinden. Bir kez Kasım ayında, bir kez de Temmuz ayında gitmiştim. Sizi temin ederim kışın gitmek yaz ortasında gitmekten daha iyi. Sıcaktan dilimiz dışarda boncuk boncuk terlerken, etrafta ne bir deniz ne bir göl ne bir havuz yoktu ki balıklama atlayalım.. Bahar ayları en güzel dönemidir diye tahmin ediyorum.

Gel gelelim bu güzel şehirde dikkat edilmesi gereken tek şey sıcaktan korunmak değil. Hırsızlıktan korunmak en büyük ihtiyaç. Kapkaç, yankesicilik gibi olaylar çok yaşanıyor. Maalesef merkezi bir cafede dışarda otururken masamızın üstünden arkadaşımın telefonu çalındı. Gündüz vakti, göz göre göre alıp kaçtılar. Polis ise hiç mi hiç ilgilenmiyor. Arkadaşım yeni aldığı iphone’unun üzerine bir bardak su içmek zorunda kaldı. Tabi bizim moraller sıfır sıfır sıfır 😀 Bunun üzerine ertesi gün kendine bilet alıp gitti. Ben de 1 gün tek başıma Madrid’i gezmek durumunda kaldım. Neyse ki önceki 2 gün birlikte olduğumuzdan arkadaşımla da Madrid’i dolaştık.

Şehir çok şık, binalar harika, yemekler enfes, her yer sanat dolu. Birçok sanatçı yetiştirmiş bir kültürün müzeleri tabi ki dopdolu. Salvador Dali’den tutun da, Picasso’ya kadar birçok ressamın resimlerini görebilirsiniz.

Sanattan çok anladığımı söyleyemem. Sanattan anlamaya çalışan insanlardanım. Hani bazı insanlar vardır ya resime bakıp orada sanatçının ne anlatmaya çalıştığını anlar. İşte ben pek anlamıyorum. Yanında yazan yazıları okuyup anlamaya çalışıyorum. Bu da değerli bir çaba olsa gerek 🙂

Yemek konusuna gelince… Ben deniz mahsüllerine bayılan, boğazına çok düşkün bir insanım. Sarımsaklı karides, kalamar tava, ahtapot harika yapıyorlar. Bunlar zaten bizim rakı balık kültüründen alışkın olduğumuz şeyler. Bunun dışında oraya özgü bir yemek paella; deniz mahsüllü veya etli safranlı bir pilav yemeği. Sangria; meyve suyu ve şarap karışımı kokteyl tarzı bir içki. Ayrıntılar Madrid yeme içme rehberinde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*